Yücel abime.
Genellikle yazılım geliştirme, yapay zekâ ve mühendislik üzerine yazıyorum. Bu yazının bunlarla hiçbir ilgisi yok. En azından doğrudan yok.
Bir süredir özellikle psychedelic rock dinlerken karşıma çıkan 432 Hz kayıtlar dikkatimi çekiyor. Bazılarında hissettiğim fark şaşırtıcı derecede güçlü. Müzik sanki biraz daha ağır, biraz daha gevşek, biraz daha içine çeken bir hâl alıyor. Bunun ne kadarının gerçekten sesten, ne kadarının benim beklentimden kaynaklandığını ise söylemek kolay değil.
Sonunda merak ettiğim şey 432 sayısının kendisinden çok başka bir şeye dönüştü:
İnsan beyni, fiziksel olarak oldukça küçük bir değişiklikten nasıl bu kadar büyük bir duygusal deneyim üretebiliyor?
Çünkü 440 Hz ile 432 Hz arasındaki fark ilk bakışta gerçekten küçük.