Yazılım mühendisliğinde uzun yıllardır neredeyse sorgulamadan kabul ettiğimiz bazı varsayımlar var. Bunlardan biri de geliştirdiğimiz yazılımın mümkün olduğunca uzun süre kullanılacağı, zaman içerisinde yeni gereksinimlerle genişletileceği ve ekonomik ömrünün sonuna gelene kadar bakımının yapılacağı düşüncesi. Bir yazılım projesine başlarken ölçeklenebilirlik, sürdürülebilirlik, genişletilebilirlik ve bakım kolaylığı gibi kavramlara önem vermemizin arkasında da büyük ölçüde bu varsayım bulunuyor.
Aslında bu yaklaşımın oldukça anlaşılır bir ekonomik gerekçesi var. Yazılım geliştirmek uzun süre pahalı, zaman alan ve önemli miktarda uzmanlık gerektiren bir faaliyet oldu. Gereksinimlerin belirlenmesinden tasarıma, geliştirmeden test ve dağıtıma kadar bütün süreç ciddi bir yatırım anlamına geliyordu. Böyle bir ortamda geliştirilen yazılımı mümkün olduğunca uzun süre kullanmak, başlangıç yatırımını yıllara yaymak ve yeni ihtiyaçları mevcut sistemin üzerine eklemek çoğu zaman rasyonel bir stratejiydi.
Ancak yapay zekâ destekli yazılım geliştirme araçları bu ekonomik denklemi değiştirmeye başladı. Bugün birkaç yıl önce haftalar veya aylar sürebilecek bazı uygulamaları günler, hatta saatler içerisinde geliştirebiliyoruz. Üstelik bu yetenek artık yalnızca profesyonel yazılım geliştiricilerin elinde değil. İş birimleri, teknik bilgisi sınırlı çalışanlar ve citizen developer olarak tanımlanan kullanıcılar da kendi ihtiyaçlarına yönelik yazılımlar üretebiliyor.
Gartner’ın 16 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı Top Strategic Technology Trends for 2027: Disposable Applications araştırması tam olarak bu dönüşüme odaklanıyor. Araştırmanın en dikkat çekici öngörüsü, 2031 yılına kadar yeni uygulamaların %80’inin disposable, yani belirli bir amaç için geliştirilmiş ve kolaylıkla değiştirilebilir veya kullanımdan kaldırılabilir uygulamalar olacağı yönünde.